Nöral Terapi

  • Eylül 20, 2019

Nöral Terapi

Nöral Terapi, kas iskelet sistemi hastalıkları başta olmak üzere pek çok hastalıkların lokal anestezikler kullanılarak, otonom sinir sistemi yoluyla tedavi edilmesidir. Bu tedavi için prokain veya lidokain kullanılır. Nöral Terapi tek başına veya diğer tedavilerle birlikte kullanılabilir. Nöral Terapide amaç bozulmuş olan süreçlerin normale döndürülmesidir. Nöral Terapide az miktarda lokal anestezik enjeksiyonuyla hastalığa sebep olan faktörler ortadan kaldırılarak düzelme ve normale dönme sağlanır.

Nöral Terapi Huneke kardeşler tarafından Almanya’da geliştirildi. Lokal anestetik bir madde olan prokainin çeşitli alanlara enjeksiyonunu içerir. Hastalık durumunda dokuların elektrokimyasal fonksiyonunda bozukluklar oluşur ve Nöral Terapi ile düzenleme sağlanır. Doğru yere yapılan Nöral Terapi enjeksiyonu, kronik rahatsızlıklarda kalıcı çözüm olabiliyor.

 

Nöral Terapi Nasıl Başladı?

Alman hekimlerinin yaklaşık %35’i Nöral Terapiyi etkin bir şekilde kullanmaktadır. Amerika’da ve Amerikan ekolüne göre eğitim alan Türk hekimlerin çoğu Nöral Terapiye yabancı kaldı ve ağrılı durumlarda Janet Travell’in çalışmalarına dayanan tetik nokta enjeksiyonu yani kuru iğne tedavisini kullandı. Çok bilinmemekle birlikte Dr. Travell Almanya’da eğitim görürken kuru iğne tedavisi hakkına bilgi toplamış ve ülkesine dönünce Amerika’da referans kitap olarak kullanılan tetik nokta enjeksiyon, kuru iğneleme kitabını yazmıştır. Amerika’da yaygın olarak kullanılan kuru iğneleme tedavisi Nöral Terapinin sadece bir parçasıdır. Nöral Terapi boyun ağrısı, bel ağrısı, boyun ve bel fıtığı gibi kas iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra bağırsak hastalıkları, böbrek hastalıkları, kadın hastalıkları, infertilite gibi pek çok hastalıklarda etkilidir.

Nöral Terapinin temeli 1800’li yıllarda Freud ve Pavlov tarafından kokainin kullanılmasıyla başladı. 1906’da Alman cerrah Spiess prokain enjeksiyonu ile yara iyileşmesinin daha kolay olduğunu keşfetti.

Ünlü Fransız cerrah Leriche, ganglion enjeksiyonu ile kronik, dirençli kol ağrısını 1925 yılında tedavi etti. Prokain enjeksiyonunu cerrahın “kansız bıçağı” olarak tanımladı. Gangliyon blokları boyun, omuz, kol, bacak ve bel ağrısı tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Buna ek olarak prokain, otonom sinir sistemi, periferik sinirler, yara izleri, akupunktur noktaları, tetik noktaları ve diğer dokulara doğrudan kullanılabilir. Damar içi prokain kanser ağrısı da dahil olmak üzere kronik somatik ağrıyı tedavi eder.

Modern Nöral Terapi, 1925 yılında, iki doktor olan Ferdinand ve Walter Huneke tarafından gözlemlenen bir kaza sonucu keşfedilmiştir. Sıklıkla ciddi migren atakları geçiren kız kardeşlerine romatizma için bir çare olduğu düşünülen şeyi damar içine enjekte edildi. Enjeksiyon sırasında migren, gözlerinin önündeki yanıp sönen ışık, baş dönmesi, mide bulantısı kayboldu. Baş ağrısı asla tekrarlamadı! Bu mucizevi düzelmeye tanık olduktan sonra, Ferdinand ve Walter, kız kardeşlerine yaptıkları enjeksiyonunun aslında Procaine içerdiğini fark etti. Çok daha fazla deney yaptıktan sonra, şaşırtıcı tedaviyi üreten maddenin Prokain olduğu açıkça ortaya çıktı ve bu nedenle Prokain, lokal anestezik etkinin yanı sıra tedavide de kullanılan bir ilaç oldu.

Nöral Terapi Hastalıklarda Nasıl Etki Eder?

Bir Alman fizyolog Albert Fleckenstein, yara dokusundaki hücrelerin normal vücut hücrelerinden farklı bir zar potansiyeline sahip olduğunu gösterdi. Bir hücre normal zar potansiyelini kaybettiğinde, hücre duvarındaki iyon pompaları çalışmayı durdurur. Zararlı mineraller ve maddeler hücre içinde birikmeye başlar. Sonuç olarak hücre, kendini iyileştirme ve normal işleyişine devam etme kabiliyetini kaybeder. Procain hücre duvarı üzerinde iyon pompalarının normal işlevine dönmesini ve zar potansiyelini geri kazanmasını sağlar. Nöral Terapi belirli bir bölgede veya sinir gangliyonunda biyoelektrik rahatsızlığı düzeltir. Hücrelerin ve sinirlerin normal elektrik durumunu yeniden kurarak, rahatsız olan fonksiyonlar normale döner. Nöral Terapiyle enjeksiyondan çok uzak bölgede tedavi yapabilir. Örneğin, omuz üzerinde bulunan yaraya yapılan enjeksiyon bel ağrısını geçirebilir. Bu otonomik sinir sistemi denilen geniş sinir ağı nedeniyle mümkündür.

Otonom Sinir Sistemi Nedir?

Otonom sinir sistemi, dünya ekvatorunu on iki kez saracak uzunluğa sahip 40 trilyon sinir hücresinin birbirine bağlanarak oluşturduğu çok geniş bir elektrik ağıdır. Bu otonom veya vejetatif sistem vücudunuzun her yerindeki hayati süreçleri kontrol eder. Solunum, dolaşım, vücut ısısı, sindirim, metabolizma, hormon oluşumu ve dağılımını düzenler. Uykudayken bile kalbinizin atmasına ve akciğerlerinizin otomatik nefes almasına neden olur. Başka bir deyişle, vücudunuzdaki her hücre, otonomik sinir sistemi vasıtasıyla birbirine bağlı aynı zamanda otonom sinir sisteminin kontrolü altındadır.

Fleckenstein’ın gösterdiği gibi, yara dokusu anormal bir elektrik sinyali oluşturabilir. Bu sinyal otonom sinir sistemi vasıtasıyla vücudunuzun geri kalan kısmına iletilir. Prokain, yara izlerine doğrudan enjeksiyon yoluyla biyoelektrik bozukluğun olduğu alanlara ulaşır. Sonuç olarak, Prokaine, otonom sinir sistemindeki bozuklukları ortadan kaldırabilir. Otonom sinir sistemi vücudun ana denetleyicisi olduğundan, Nöral Terapinin iyileşme üzerinde olumlu bir etki yaratabilir.

Nöral Terapi

Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

  1. Boyun, sırt ve bel ağrıları,
  2. Boyun ve bel fıtığı,
  3. Karpal tünel sendromu gibi sinir sıkışmaları,
  4. Kas romatizması,
  5. Kireçlenme,
  6. Omuz sıkışma sendromu,
  7. Tenisçi dirseği dediğimiz kas tendon problemleri,
  8. Kol ve bacak ağrıları,
  9. Baş ağrısı,
  10. Kas gerilmeleri,
  11. Kas düğümlenmeleri,
  12. Diz ağrısı başta olmak üzere her türlü eklem ağrısı,
  13. Topuk dikeni,
  14. Diz kireçlenmesi,
  15. Kalça kireçlenmesi,
  16. Fibromiyalji sendromu,
  17. Omuz ağrısı,
  18. Omuz kas yırtıkları,
  19. Menisküs yırtığı,
  20. Priformis sendromu,
  21. Fibrozit,
  22. Omuz impingment sendromu (omuz sıkışma sendromu),
  23. Kas krampları,
  24. Boyun düzleşmesi,
  25. Bel düzleşmesi,
  26. Omurga eğrilikleri,
  27. Duruş bozuklukları,
  28. Bel kayması,
  29. Faset eklem sendromu,
  30. Bel tutulması,
  31. Boyun tutulması.

 

Uzm. Dr. Yasemin SOYTÜRK ÖZSEREN

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

 

Leave a Comment