Boyun Ağrısı

  • Ekim 2, 2019

Boyun Ağrısı

Boyun Ağrısı ‘nın tedavisinde altta yatan boyun omurga sorununun doğru değerlendirilmesi önemlidir. Pek çok biyomekanik ve biyokimyasal hastalıklar boyun ağrısına neden olabilir. Tanı için ilk adım diğer kas-iskelet sistemi ağrılarında olduğu gibi ayrıntılı öykü alma ve ayrıntılı fonksiyonel muayenedir. Eğer gerekliyse tetkik (kan tahlili, radyografi, mr vb) istenmelidir. Hastayı dinlemeden ve muayene etmeden önce tetkik istemek doğru bir yaklaşım değildir

Aksiyal servikal ağrı yani aksiyal boyun ağrısını üst ekstremite (kollar) ağrısından ayırt etmek önemlidir.

Aksiyal servikal ağrı servikal radiküler ağrı ile karıştırılmamalıdır. Servikal aksiyel ağrı, kafa tabanı ile aşağıda kürek kemikleri arasındaki bölgenin yukarısına kadar uzanan bir koridorun tamamında veya bir kısmında duyulan, orta çizgide veya orta çizginin hemen kenarında yerleşen ağrı olarak tanımlanır. Hasta tarafından boyundan kaynaklanan bir ağrı olarak algılanır. Servikal radiküler ağrı, omuz kuşağını ve daha aşağısını ilgilendiren ve üst ekstremitede yani kollarda beliren ağrı olarak tanımlanır. Bu 2 ağrı paterninin sebepleri, tanıları ve tedavileri farklıdır. Servikal aksiyal ve servikal radiküler ağrıları birbirinin aynı gibi düşünmek yanlış tanı ya, uygun olmayan gereksiz tetkiklere ve yetersiz, başarısız tedaviye neden olur. Oysa bu karıştırma çoğu zaman yapılır. Çünkü her iki bozukluğa da servikal omurga yaralanması neden olmaktadır. Bu yaralanmaların veya hastalıkların her birinin oluşu, mekanizması, tedavisi kısaca yaklaşımı birbirinden farklıdır.

Boyun Ağrısı

Boyun ağrıları sık mı görülür?

Boyun yakınmaları gerçekten çok yaygındır. Üst ekstremite ağrısı ile birlikte olsun ya da olmasın boyun ağrısının sıklığı genel toplumda % 9 ile 18 arasında değişmektedir ve her 3 kişiden biri yaşamları süresince en az bir kez boyun ağrısı çektiklerini belirtir. Boyun ağrısı klinik pratikte bel ağrısından daha sık görülür ve travmatik boyun ağrısı hastaların yaklaşık yüzde kırkında kronikleşir. İşyerinde sıklık artar. Mesleki boyun yakınmaları yaşla artış gösterir. Servikal radikülopati daha sık görülür ve en sık 50-54 yaştır arasındadır.

Boyun Ağrısı Tedavisi nasıl olmalıdır?

Sık rastlanan servikal omurga hastalıklarını değerlendirip tedavi etmek için, hastanın yakınmalarına büyük olasılıkla hangi zedelenmiş yapının neden olduğunu analiz etmek gerekir. Omurga ile ilgilenen deneyimli bir klinisyen farklı şikayet bileşimlerini bilerek bu yaralanmaları doğru saptar ve tedavi eder.

Boyun ağrıları nasıl olur? Boyun ağrılarının mekanizması nedir?

Servikal omurga hastalıklarını anlayabilmek için servikal omurganın anatomik ilişkilerine ait hekimin bilgi birikimi önemlidir. Servikal omurga aksiyel iskeletin farklı bir segmentidir. Başı desteklemek, stabilize etmek, başın hareketini bütün düzlemlerde olanak sağlamak, omuriliği, spinal sinirleri ve vertebral arterleri korumak gibi görevi vardır. 7 servikal omurga ile 8 servikal sinir kökü vardır. Atlanta oksipital dediğimiz kafatası ile birinci servikal omurga arasındaki eklem başın10 derece öne eğilme ve 25 derece arkaya eğilme hareketine izin verir. 1 ve 2. servikal omurga arasındaki eklem yani atlantaaksiyel eklem, boyun rotasyonunun %40 ila 50’sinden sorumludur. Başın öne eğilme hareketi ve yana eğilme hareketinin en büyük bölümü 4 ve 5. boyun omuru ve 5 ve 6. boyun omuru arasında gerçekleşir.

Servikal omur kemikleri arasında diskler bulunur.Disklerin içinde, aksiyel yüklerin çeşitli eklem hareket açıklıkları içinde daha küçük ve dağınık kuvvetlere dönüştürülmesine olanak veren jelatin yapı yer alır. Disklerin her biri önde arkaya göre daha kalındır, bu da doğal servikal eğriye katkı yapar.

Herhangi bir yapının ağrı kaynağı olabilmesi üç temel koşula bağlıdır.

Sinirsel beslenmesi olmalı, klinikte görülebilen örneklerindeki gibi ağrı üretebilmeli ve ağrıya yol açabildiği bilinen hastalık veya yaralanmalara yatkın olmalı. Boyun bölgesinde bulunan diskler, omurları birbirine bağlayan eklemler özellikle faset eklem, ligaman ve kaslar gibi sinir dışındaki yapıları ağrı odağı olabilirler ve üst ekstremiteye yani kola yayılan ağrı meydana getirebilirler. Klasik deneyler arka orta çizgide yer alan bu yapıların uyarılmasıyla hem yerel boyun ağrısı, hem de üst ekstremiteyi yayılan ağrı meydana geldiğini göstermiştir. Servikal omurga hastalıkları kollarda ağrı yapabildiği gibi baş ağrısı da yapabilir. Bu bulgular sinir dokusunu uyarmaksızın meydana gelebilir. Bu şekilde ağrı yayılımına somatik ağrı denir. Bu ağrı, ligaman, eklem kapsülü, diskin içindeki jelatin yapıyı saran telsi yapı ya da kemik zarı gibi bir mezodermal yapının uyarılması sonucunda bulguların benzer embriyonik kökenli bir başka mezodermal yapıya yansımasıdır. Yani anne karnında gelişim sırasında aynı hücre tipinden ya da orta tabaka dediğimiz mezoderm tabakasından oluşan yapılardan herhangi birinin uyarılması diğer mezodermal yapıdan köken alan dokularda yansıyan ağrıya neden olabilir. Sinirsel olmayan yapılardaki biyomekanik veya bir kimyasal zararların kompresyon yada enflamasyon yoluyla ağrı sinir liflerini tetikler ve böylece ağrı yayılımı olabilir.

Boyun ağrısı nelere yol açar?

Boyun omur eklemlerinin özellikle faset eklem diye tanımladığımız eklem veya onları besleyen sinirlerin mekanik olarak uyarılmasıyla boyun ağrısı olabilir. Boyun ağrısı, başa ve üst ekstremite yayılır. Boyun omur eklemlerinden doğan ağrı oldukça sabittir. 1. ve 2. boyun omuru arasındaki eklem ile 2. ve 3. boyun omuru arasındaki eklemde olan problem kafa tabanından yukarı doğru yayılır. Hastanın primer şikayeti baş ağrısıdır. 3 ve 4. omurlar arasındaki eklem ile 4 ve 5. omurlar arasındaki eklemler boynun arka tarafında ağrı yaratır ve hastalar genel olarak ense kısımlarını gösteriler. 5 ve 6. boyun omuru arasındaki eklem problemlerinde ağrı kürek kemiğinin üst kısmındadır. 6 ve 7. boyun omuru arasındaki eklemin ağrısı ise daha aşağıda kürek kemiğinin altına doğru yayılır ve hastalıklar sırt ağrısından yakınırlar. Ayrıca boyun omurlarının üst seviyesinde görülen problemlerde ağrı yüze yayılabilir. Çene patolojileriyle ve diş problemleriyle karışabilir.  Her eklem tek taraflı veya iki taraflı bulgulara yol açabilir. Tek taraflı bir eklemin sadece karşı tarafta ağrı tetiklemesi olağandışı değildir.

Boyun disk kaynaklı ağrı nasıl olur?

Boyun omurları arasında bulunan disklerin mekanik olarak uyarılması ile çok benzer ağrılar oluşur. Boynun yukarı kısmında, baş ağrısı olmaksızın iki taraflı orta çizgiye yakın ağrı omurların faset ekleminden değil, boyun omurları arasında bulunan diskin zarar görmesinden kaynaklanmaktadır. Belli bir yapıdan kaynaklanan ağrıyı, yapının kendisinden çok, sinirsel beslenmesi belirlemektedir. Boynun üst tarafında bulunan kasların baş ağrısına yol açması bu mantıkla örtüşmektedir. Omurlar arasında bulunan disk kökenli ağrıyı faset eklem ağrısından veya boyun omurgasının yumuşak dokuların dan kaynaklanan ağrıdan ayırt edebilme, öykünün ve fizik muayene bulgularının dikkatle yorumlanmasını gerektirir.

SERVİKAL RADİKÜLER (BOYUNDAN KOLA YAYILAN AĞRI) AĞRI NEDİR?

Servikal radiküler ağrı esas olarak farklı bir klinik tablodur çünkü asıl yakınma tipik olarak üst extremite yani kol ağrısıdır. Radiküler ağrı da üst ekstremite ağrıları boyun ağrılarından daha yoğundur. Ağrı kola, ön kola veya ele yayılabilir. Boyundan çok kürek kemiği çevresinde veya trapez kasında olan ağrı boyun bölgesinden çıkan sinir kökü ile ilişkili olabilir.
Servikal radikülopatinin yani kol ağrısının en sık nedeni boyun fıtığıdır. Bir diğer neden boyun omurlarında kireçlenmelerdir. Tümör, travma, enfeksiyon ve iltihaplı romatizma da diğer nedenler arasında sayılır.  Boyun fıtıklarının ve kireçlenmelerinin radiküler ağrıya nasıl yol açtığı henüz açık değildir. Sinir kökünün doğrudan baskılanması ağrı oluşturmadan güçsüzlük yapabilir.
Boyun omurları arasında bulunan disk hasarlanması iki grupta ele alınabilir: iç hasarlanma ve fıtıklaşma (herni).

Disk hernisi genel bir terimdir.

Protrüzyon, ekstrüzyon ve sekestrasyon olmak üzere çeşitlendirilir. Diskin hiç hasarlanması,  diskin içinde bulunan jelatinimsi yapı veya onu çevreleyen telsi liflerin uğradığını değişikliklere denir. Disk dejenerasyonu süreci çeşitli disk anormallikleri ile kendini gösterir. Başlangıçta mikro travmalara bağlı jelatin kıvamındaki iç kısmı çevreleyen telsi bağ dokusunda oluşan yırtıklar diskin kanlanmasında ve beslenmesinde bozukluk yaratır. Sonraları bu yırtıklar birleşir. Jelatin kıvamındaki iç kısmının su çekme yeteneği azalır. Yeni yırtıklar oluştukça diskin mekanik bütünlüğü bozulur. Bu biyomekanik değişimler öncesinde biyokimyasal bozukluklar meydana geldiği bildirilmiştir. Sonuç, biyomekanik olarak yetersiz ve biyokimyasal bozulmaya yatkın servikal disk oluşmuş olur.

Uzm. Dr. Yasemin SOYTÜRK ÖZSEREN

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

 

Leave a Comment